Halise Baydar Kişisel Gelişim ve Danışmanlık Merkezi  

Ana Sayfa   Terapist   Aile Sergisi   Okuma Odası  Nefes ve Beden

Özel İlişkilerimiz Kilolarımızla Barışalım Katılımcılardan Seminer Tarihleri  Reiki

Sarkaç Öğretisi Nasıl Katılabilirim Yol Tarifi  For English  Für Deutsche Bize Yazın

 

 

 

Der ki! Halise Baydar ile Röportaj


Halise Baydar, kamuoyunun "Aile Sergisi" adlı kendine özel terapi
çalýþmalarýyla tanýdýðý ve uzun yýllar Almanya'da yaþamýþ bir isim
(Kendisi ve çalýþmalarý hakkýnda daha fazla bilgi için bkz.
www.ailesergisi.org). Çalýþmalarýyla kalplerimize taht kuran Halise
Baydar'la çekirdek çýtlama tadýnda kadýn erkek rolleri üzerinde
konuþtuk. Konular biraz aðýrdý elimizden geldiði kadar eðlenmeye
çalýþtýk. Umarým sizler de ayný keyfi alýrsýnýz. Söyleþinin tadýna
varmak için bir çekirdek paketini hýþýrdatýn veya mýsýr cipsi de olur
-heyecanlý yerlerinde durum idare ediyor-. (Parantez yorumlar kendimi
tutamayýp benim araya sýkýþtýrdýklarýmdýr; isteyenler hiç okumadan
geçebilir - Banu)

Banu Akýn: Þimdi Halise'cim Ankara'da kadýn-erkek iliþkileriyle ilgili
fikirlerini söylerken duyduðum kadarýyla sözün "býrakalým bunlarý da
aile sergisinden konuþun" denerek kesilmiþ ve o sýrada söylediklerin
dinlemeye deðermiþ. Eðer hatýrlýyorsan nelerden bahsediyordun?
Ayrýca bir soru da benden: Almanya'ya ve Türkiye'ye bakacak olursak
kadýn-erkek iliþkileri farklý mý ? Senin gözünle Türkiye'de durum
nedir?

Halise Baydar: Evet fikirlerimi hatýrlýyorum.Öncelikle Türkiye'de
gördüðüm kadarýyla erkeklerin kadýnlarla gerçek bir iliþkisi yok. Seks
dýþýnda. Sadece cinsel iliþkileri var onun dýþýnda gerçekten
iliþkileri yok.


B. A.: Peki. Sence Türkiye'de erkekler kadýnlarý dinliyor mu? Kadýn
ne anlatýyor, fikirleri nedir? sýkýntýlarý neler? Neler hissediyor?
Bunlarý gerçekten dinliyorlar mý?

H. B.: Hayýr. Türkiye'deki erkekler kadýnlarý ikiye ayýrmýþlar.
Anneler ve Fahiþeler. Annelerden sürekli affedilmelerini bekliyorlar.
Yani çocuk dýþarýya gider oynar gelir, istediðini yapar, karný acýkýr
eve gelir yemek yer, baþka bir kadýnla iliþki kurar eve geldiði zaman
annesi onu hep bekler bir þekilde affeder bazen arada kýzar ama çok
ciddiye alýnmaz. Öbür türlü de seviþtikleri kadýn var onlara da saygý
gösterilmez çünkü onlar kötü… Çünkü onlarla seviþiyorlar seks yapan
kadýn kötüdür.


B. A.: Yani insan sevdiðini s....mez sendromu var diyorsun. Tam Türk
erkeði psikolojisini anlatýyor. Sanýrým sevgi ve seksi birbirinden
ayýrmýþlar.

H. B.: Evet tamamýyla ayýrmýþlar. Almanya'daki kadýn erkek iliþkisine
gelince onlar daha çok iliþkiyi yani yaþamý paylaþýyorlar,
beraberliði paylaþýyorlar, birbirlerinin konuþmasýný dinliyorlar orada
kadýn da erkek de birbirini dinliyor. Tabi. ki orada buradaki gibi
yasaklarý yok. Örneðin evlenmeden önce bir kaç sene bir kadýn ve bir
erkek beraber yaþayabiliyor, iliþkiyi deniyor evlenebilir miyiz?,
birbirimize uygun muyuz?, cinsel olarak uyumlu muyuz? Maalesef
Türkiye'de bu özgürlük yok.


B. A.: Burada da hiç yoktan bazý çiftler bu tip þeyleri bütün
zorluklarýna raðmen yaþamaya baþladý bir 10 senedir. Yani bunu
yapabilenler var ama bu sefer de þu durum ortaya çýkmaya baþladý.
Erkekler bu rahatlýða eriþince kadýnlarla evlenmez oldu çoluk çocuk
filan hayal oldu. Meðersem mecburiyetten evleniyorlarmýþ. Ýyi mi oldu
pek bilemiyorum. :)

H. B.: Ama erkek gene ayný gözle bakýyor ancak evlendiði kadýný
sayabilir (Onlar genelde dýþarýda ki kadýnlarý skor yapýyor ya neyse).
Beraber yaþadýðý kadýn gene onun için kötü kadýn, çünkü sýnýrlarý aþýp
dýþýna çýkmýþ.


B. A.: Peki sence kadýnlar erkekleri çaktýrmadan idare ediyor mu,
yoksa bu bir züðürt tesellisi mi?

H. B.: (gülüþmeler arasýnda) Evet tabi idare ediyor ama konuþarak
deðil. Suçluluk duygusu vererek, yalnýz býrakarak. Þunu gördüm
Türkiye'de kadýnlar çocuk doðurduðu andan itibaren erkekleri yalnýz
býrakýyorlar. Öç alýyorlar, erkeklerden öçlerini bu þekilde alýyorlar.
Tabii ki baþka ülkelerde de olduðu gibi Türkiye'de kadýnlar kýzgýn.
Haklarý yenilmiþ, sopa yemiþler, taciz edilmiþ, tecavüz edilmiþ, hep
susmuþlar ve bunu yutmuþlar. Tabii bunlarýn yýllardan beri öfkesi var.
Bu öfkeyi nasýl çýkaracaklar? Ne yapacaklar? Dýþarý vurmasýný
bilmiyorlar. Kadýn kadýna da düzgün bir iliþkileri yok, gene
erkeklerin birbirleriyle iliþkilerinden daha iyi ama. Kadýnlarýn
iliþkileri kýrsal kesimlerde daha iyi bence. Þehirdeki kadýnlar
birbirlerinden nefret eder gibi bakýyorlar birbirlerine. Gidiyorsun
bir kahveye kapýdan içeri giren kadýn öyle yukarýdan aþaðý süzüyor
sanki onun birþeyini elinden almýþsýn gibi veyahut ta bilmiyorum ne
düþünüyor, aklýndan neler geçiyor ben artýk dilimi çýkarýyorum bu
kadýnlara. Kadýnlar çocuk doðurduðu an bütün sevgisini, yaþamak
istediði iliþkiyi çocuðuna aktarýyor. Genelde de erkek çocuðuna
aktarýyor maalesef. Yani erkek çocuklarý duygusal eþleri oluyor
kadýnlarýn ve böyle olunca erkek çocuklarýna çok büyük bir yükleniyor.
Çünkü bir çocuðun ruhu hiçbir zaman koca insanýn yerini alamaz ve
çocuk büyük çeliþkiye giriyor. Bütün bunlarý hissediyor çocuk. Anneler
sürekli "seni çok seviyorum muck muck muck aman da ben seni ne çok
seviyorum muck". Bunu yapan anneler kimi tatmin ediyor? Kendisini mi
ediyor? Yani kocasýyla yaþasa o sevgiyi, o gösterdiði ilgiyi,
evliliðine emek harcasa evliliði çok daha güzel olabilir. Ama
evliliðe cesareti yok. Birbiriyle iliþkileri olmadýðý için
konuþamýyorlar, anlatamýyorlar duygularýný, öfkelerini, içlerinde
olanlarý. Anca öfkelenip baðýrýp çaðýrýyorlar. Zaten erkek onu ciddiye
almýyor birþey deðiþmiyor, sadece öfkesini boþaltmýþ oluyor. Bu yüzden
bütün bu duygularýný erkek çocuklarýna aktarýyorlar. Sürekli seviyorum
seviyorum. Bok seviyorsunuz, kendinizi seviyorsunuz, erkek çocuklarýný
sevmiyor anneler, onlara karþý da öfkeleri var. Çünkü oðlu da
erkekler kabilesine ait, hiçbir zaman giremeyeceði bir kabileye ait.
Ama yine de kendine içindeki duygularýný yaþamak için bir çýkar yol
buluyorlar. Bu sefer ne oluyor böyle büyüyen çocuk narsist oluyor
sürekli istiyor. Hadi bebekken diyelim doðurdun ki ben inanmýyorum
doyurduðuna. Çok az anne Türkiye'de çocuklarýna gerçekten annelik
yapýyor. Bence kendileri çocuk oluyorlar çocuklarýnýn yanýnda ama
yargýlamýyorum. Çünkü onlar da aç, nerden alacaklarýný bilemiyorlar
sevgiyi. Kötü birþey yaptýklarýný söylemiyorum bunlarý söylerken
sadece farkýndalýk yaratmak istiyorum. Erkek çocuðuyla annenin
arasýnda güçlü bir bað baþlýyor çocuk kendini çok yüksekte hissediyor.
Kendini babasýndan güçlü hissediyor, babasýndan daha iyi olduðunu
düþünüyor. Bu da çocuk ruhu için çok kötü birþey. Çünkü babasý büyük o
küçük, ama o küçüklükten çýkýyor.


B. A.: O zaman biraz büyümeye baþladýðý zaman da kadýnlardan böyle
birþey beklemeye baþlýyor. Yani annesi kadar kendini güçlü
hissettirecek.

H. B.: Beklemek deðil kadýnlardan nefret ediyor çünkü annesi onu
yutmuþ, nefes býrakmamýþ ve kadýnlardan kaçmaya baþlýyor doðruyu
söylemek gerekirse. Çünkü annesi onu tamamen bitirmiþ. Büyüdükçe baþka
bir hayata girmek istiyor bu da ona suçluluk duygusu veriyor. Annemi
çok seviyorum beni bu kadar seven birini nasýl býrakabilirim diyor.
Ama hayýr annesi kendini seviyor. Oðlunu göründüðü kadar seven çok
anne yok Türkiye'de. Ýsterlerse bana küfür etsinler ama birazcýk
düþünsünler küfür etmeden önce. Edebilirler de. Ondan sonra erkekler
kadýnlardan kaçmaya baþlýyor. Çünkü iliþki kurmaktan korkuyor. Çünkü
annesi tarafýndan yutulmuþ bir kere bir daha yutulmak istemiyor.


B. A.: Azýcýk bir potansiyel de varsa bir kere daha yutulabiliyor o da
karýsýna.

H. B.: Evet bir kere daha yutulabiliyorlar. Çünkü kadýnlarýn karný aç.
Sevgiye aç, saygýya aç, duyguya aç, cinselliðe aç. Doðru dürüst
cinsellik de yaþanmýyor. Çok arkadaþým anlatýyor yüzüne bile
bakmýyorlarmýþ seviþirlerken.


B. A.: O zaman da sorgulamayý býrakýp gerçekte ne istediðini bilmeden
senelerce evlilikle sürünen erkekler mutsuzlukla ödüllendiriliyorlar.
Mutsuz ve uzun süredir evli erkekler dýþarýda çok büyük aþklar da
yaþasa neden ayrýlmýyorsun sorusuna çünkü o beni çok seviyor, bensiz
hayatýný yürütemez, vicdan azabý çekiyorum gibi cevaplar veriyor.
Esasýnda aðýr travma geçiriyorlar belirli yaþtan sonra.

H. B.: Evet bence erkekler kadýnlardan da kötü durumda Türkiye'de.
Annelerin yaptýðý sonra kadýnlarýn yaptýðý duygu sömürüleriyle...
Erkekler egemen deðil ki Türkiye'de. Maalesef dýþarýda kendilerini
güçlü ve maço gösteriyorlar ama içlerine bir bak. Yazýk gerçekten
acýyorum onlara ve buradaki erkekler çok sadakatli (ben daha bir
tanesine denk gelemedim ama neyse Allah'tan umut kesilmez). Avrupa'da
mesela çocuk sevilmek istediði zaman gelir annesinin kucaðýna oturur
ya da babasýnýn. Sýnýr aþýlmaz. Burada sürekli taciz ediliyor
sýnýrlar, ben çok çocuk biliyorum öpüldükten sonra elleriyle
yanaklarýný silen.


B. A.: Ama bu ilgi tamamen fiziksel. Gerçek, iþe yarar ilgi ihtiyaç
olan bölgeye verilir. Benim baþým aðrýyor sen bana mide ilacý
veriyorsun iyileþeyim diye ve sonra da iyileþmemi bekliyorsun bu
çocuðu iyice kaosa iter bence. O zaman erkeklerin kafasýnda sevgi ve
cinsellik birbirine karýþýyor yada bir türlü karýþmýyor. Sevgiyi daha
çok fiziksel birþey sanma ve sevgi boþluðunu cinsellikle doldurmaya
çalýþmaya itiyor onlarý.

H. B.: Bir de sevgi göstermek için çocuklara habire yemek yedirirler.
Bence en büyük sevgi saygýdýr. Baþkasýnýn sýnýrlarýna saygýdýr. Onu
olduðu gibi kabullenmektir. Seni illa da bana benzetmek zorundaysam
çok korkuyorum demektir senden. Çünkü sen yeþilsin ben de maviyim.
Önce kabul etmeliyim. Ama öyle olmuyor önce sen mavi olacaksýn ki ben
rahatlayayým korkuyorum senin yeþilliðinden.


B. A.: Tabii ki kendi maviliðinden emin olmazsan yeþilden korkarsýn
çünkü seninle karýþtýðý andan itibaren senin rengini bozar.

H. B.: Ya da turkuaz olursun. Ne yapýyorsun turkuaz olmamak için
çabalýyorsun. Oysa daha ne renkler var. Halbuki daha kýrmýzý var,
beyaz var, siyah da var. Ama en çok macera baþkasýnýn rengini görmekte
olur onu seyredip tanýmak da.


B. A.: Ve bunu bir saldýrý olarak almamak da…

H. B.: Evet bir saldýrý olarak deðil ondan ne öðrenebilirim diyerek.


B. A.: Sence iliþkilerde kadýn rolü deðiþmeye baþlayýnca, bu konuda
öncü olan kadýnlar ne tip sýkýntýlarla karþýlaþýyorlar? Bazen sýrf bu
yüzden cezalandýrýldýðýný hissettiðin oldu mu? ya da yalnýz
býrakýldýðýn? ya da madem bana ihtiyacýn yok ben ihtiyacý olana
gideyim gibi durumlar?

H. B.: Tabi kii. Güçlü kadýnlardan korkuyor erkekler. Kendilerine
ihtiyacý olan pýsýrýk kadýnlarýn yardýmlarýna koþuyorlar, çünkü onun
yanýnda kendini güçlü hissediyor. Fakat þu da var bazý kadýnlar da
erkeklere karþý savaþ açmýþ durumdalar, savaþla birþey halledemeyiz.
Peki Türkiye'de ki kadýnlar ne yapacaklar? Ruhlarýný
iyileþtirecekler, öfkelerini görecekler, kim olduklarýný bilecekler,
acýlarýný görüp içlerinde ne olduklarýný, kendi isteklerini bilecek ve
paylaþacaklar. Yani Türkiye'deki kadýnlarýn bence çok bilinçlenmeleri
gerekiyor.


B. A.: Ünlü Fransiz düþünür Simone de Beauvoýr kabaca þöyle söyler :
Kadýnýn kariyeri, zekasý ve gücü istenilebilir olmasýyla ters
orantýlýdýr. Böyle olduðu sürece kadýnýn kendini geliþtirmesini kim
bekleyebilir? Bu konuda sen ne düþünüyorsun?

H. B.: Kadýnlar kendilerini geliþtirdikçe, bilgilendikçe, çocuklarýna
baþka türlü davranacaklar o zaman baþka erkekler oluþacaktýr dünyada.


B. A.: Yani üç kuþak sonrasý demek istiyorsun... :)

H. B.: Evet üç kuþak sonrasý maalesef biz boku yedik. Kadýnlar
bilinçlendikçe çocuklarýný daha çok doyuracak, taciz etmeyecekler,
kötüye kullanmayacaklar ve bu da kadýnlarý kabullenebilecek daha
bilinçli erkeklerin yetiþmesine olanak saðlayacak.


B. A.: Sence bilen kadýnlarý seviyorlar mý? Bence seviyorlar ama
onlarla olamýyorlar. Belki bu kuþakta bilmeye çalýþan bütün rollere
ters baþka bir kadýnla tanýþýyorlar seviyorlar, hayranlar ama?

H. B.: Eþ olarak seçmiyorlar. Çünkü annesine benzemiyorlar. Akýllý
kadýnlarla konuþmak, birþeyler paylaþmak zorundalar. Ama bunu erkekler
evlilikte paylaþamýyor.


B. A.: Etrafýmda kendilerini çok seven, ama bir türlü birlikte olmayý
baþaramayan erkekler dolu kadýn arkadaþlarým var. Ne diyorsun buna
kadýnlar bir yerde hata mý yapýyorlar? Tabi ki her deðiþim bir çeþit
savaþla olur.Alýþýk olaný deðiþtirmek için ama daha akýlcý pratik
yöntemler olabilir mi bu konuda ne diyorsun? Kendi içlerindeki boþluðu
doldurmaya çalýþan kadýnlar erkeklerine nasýl davranmalýlar? Kavga
etmeden onlarý nasýl deðiþtirebiliriz?

H. B.: SEVGÝYLE... Birbirimizi onurlandýrarak... Herþeyi senden iyi
biliyorum demeden bir de böyle bir yol var diye davet ederek...


B. A.: Ya duymuyor ve kabul etmiyorsa?

H. B.: Kabul etmiyorsa yapacak birþey yok (iþte en önemli bölüm
buydu... b. a.). Kadýnlar bütün dünyada olduðu gibi Türkiye'de de
geliþmekte ama erkekler geliþmedi, yani senin karþýnda muhattap olacak
erkek çok az. Tabii ki kabul etmez, anlamalarý güç, adam baþka türlü
eðitim almýþ, baþka türlü bilgilere sahip, onun için sen uzaydan
gelmiþ gibisin. Ama yine de söylüyorum o adamlarý da biz kadýnlar
yetiþtirdik. Çocuklarýyla en çok ilgilenen annelerdir. Baba
dýþarýdadýr hatta çoðu kadýn çocuklarýný babasýndan ayýrmak için
elinden gelen herþeyi yapar. Evin içinde erkekleri yalnýz
býrakýyorlar. Ben, terapilerime gelen insanlardan da kendi hayatýmdaki
insanlardan da babanýn hep kötülendiðini bilirim. Anne hep kendini
güçsüz gösterir, aðlar, üzülür. Bunu gören hiçbir çocuk annesinin
aðlamasýna dayanamaz. Bunun sonucunda anneye yönelir ve babaya cephe
alýr. Bu da çocuðun ruhu için kötüdür. Çünkü bir çocuðun hem anneye
hem babaya ihtiyacý vardýr. Kavgayý bile beceremeyen ailelerde
çocuklar arada kalýyor ve bu ruhlarýna zarar veriyor.


B. A.: Hatta çocukla baba arasýnda bazen anne kalkan görevi görüyor
annenin rolunden dolayý, birbirlerini göremiyorlar. Anne evde
olmadýðý zaman iþler düzelecekken, annenin eve dönmesiyle herþey eski
haline geri dönüyor.

H. B.: Evet doðru aynen öyle ve bunun dramý da çok büyüktür. Þayet kýz
çocuðuysa bu sefer bütün erkekleri öyle görürsün baba gibi kadýnlarý
üzen, kadýnlara deðer vermeyen, evde olmayan, hep geç kalan,
sorumluluk almayan.


B. A.: Ve esasýnda bilinçaltýnda sana böyle davranan erkeklere
çekilir, kendini onlara yakýn hissedersin. Seni üzenlere.

H. B.: Oradan da annen gibi mutsuz olursun. Annen de bu duruma çok
sevinir ki… Annenin yýllarca yaptýðý dýrdýrý sen de gider annenle
paylaþýrsýn, beraber dertleþirsin, hiçbirþeyi deðiþtirmeden hayata
böylece devam edersin. Anneler kýzlarýnýn baþka türlü olmasýný
istemiyorlar. Hatta annelerin kýzlarýný kýskandýklarýný
söyleyebilirim. Þimdi annelerden bir küfür daha yiyeceðim. :) O kadar
çok anne var ki kendileri uzun yýllardýr mutsuz bir evlilik
sürdürmelerine raðmen kýzlarýna evlenmeleri için baský yapan.


B. A.: Yani yeter ki benim hayatýmý, mutsuzluðunla onayla bana benze
diyen anneler.

H. B.: Evet. Ama Türkiye'de bize örnek olabilecek büyüklerimiz yok,
onlarýn anneleri de öyle, ceplerinin dolu olmasý lazým ki kýzlarýna
verebilsinler. Fakat bunun bir geçiþ dönemi olduðunu düþünüyorum. Ben
Türkiye'ye bunun için geldim, biraz kadýnlarý sevgiyle sarsýp
kendilerine getirmek için biliyorum bazen haklarýnda sert konuþuyorum,
ama ben de bir Türk kadýnýyým, ben de onlarýn yaþadýðý acýlarý veya
saygýsýzlýklarý yaþadým.

"Bak ben becerdim, bunun içinden çýkabildim, sevgiye dönüþtüm ve sizi
de sevgiye dönüþtürmek ve bilinçlendirmek için buradayým."


B. A.: Evet biliyoruz ki Türkiye'de buna çok ihtiyaç var.

H. B.: Sevgili anneler býrakýn çocuklarýnýz büyüsünler, evlensinler,
sorumluluklarýný kendileri taþýsýnlar, býrakýn hür olsunlar,
çocuklarýnýzý kendiniz için yetiþtirmeyin. Bana terapiye gelen bir çok
erkek anneleri yüzünden eþlerinden ayrýldýklarýný söylüyorlar. Býrakýn
erkekleri, býrakýn çocuklarý, ufakken býrakýn, büyünce deðil. Kýzlar
kadar oðullarýnýza da sorumluluk verin. Allahtan askeriye var. Benim
yeðenim asker de, orada baþka þeyler düþünmeye ve deðiþmeye
baþladýðýný söylüyor.


B. A.: Ben de buna benzer birþey yaþadým. Annem yarý bilinçli bir
kadýn olarak abime de ev iþi yaptýrmaya baþladýðý sýralarda bu sefer
arkadaþlarý onunla dalga geçtiði için abim bir daha elini ev iþlerine
sürmedi. Ve o gün son oldu.

H. B.: Hýhh. Çünkü 99 tane anne oðlunu mutfaða sokmuyor, maalesef bir
tanesi girince çok tepki doðuyor. Geçenlerde terapiye gelen biri
"Benim oðluma gelinim iþ yaptýrýyor, ben onu öyle mi büyüttüm" diye
yakýnýyordu. Böyle birþey olabilir mi? Bu annelerle nasýl çözülebilir.
Yani o kötüledikleri erkekleri, onlarý döven, onlara taciz ve tecavüz
eden erkekleri de maalesef kendileri yetiþtirdiler... Atatürk bize
kadýn haklarýný tanýdý. Ýþte böyle olunca, hak hak edilmeden alýnýnca,
ne olduðu anlaþýlmamýþ oluyor. Kimse hakkýn ne olduðunu bilmiyor.
Çünkü kadýn bunun için çaba harcamadý ve bu yüzden de çocuk gibi.
Çocuk ruhu nasýldýr? Çaba harcamadan almak ister ama her þeyin bir
karþýlýðý vardýr. Parayla ödemezsen ruhunla ödersin ya da bedeninle
ödersin. Veya duygularýnla ödersin. Ama biz beleþten almaya alýþýðýz.
Maalesef beleþten alamazsýn birþeyler bunun bedelini ödersin.


B. A.: Bu bana þu açýdan biraz sert geliyor.Kadýnlarýn tarih boyunca
böyle davranmasýnýn ardýnda erkeklerin beklentisi de yok muydu?
Kadýnýn hayatý böyle görmesinde ve çocuklarýna yaklaþým biçiminde
erkeðin de katkýsý yok mu sence? Kadýn her deðiþmeye kalktýðýnda
erkeklerden aðýr tepkiler görmedi mi?

H. B.: Elbette ki..Ellerindeki iktidarý kolayca vereceklerin mi
sanýyorsunuz? Millet iktidara gitmek için savaþýyor.


B. A.: Biz arka kapýdan feth etmeye çalýþtýk zannediyorum sürekli... :)

H. B.: Evet arka kapýdan da olmamýþ bir türlü.


B. A.: Þimdi soru geliyor... Tek eþlilik ve çok eþlilik gibi
asýrlardýr tartýþýlan, nice iliþkileri bitiren belki de aþktan sonra
üzerine en çok konuþtuðumuz ve sýkýntý yaþadýðýmýz bu yaþlý konu
üzerine ne düþünüyorsun? Sence insan hangi iliþkide daha rahat eder?

H. B.: Benim kendi görüþüme göre insan tek eþli iliþkide daha rahat
eder. Çünkü çok eþli yaþayýnca daðýlýrsýn. Bir çok farklý duyguyu ayný
anda yaþarsýn ve kendi bu senin duygularýnýn da deðiþmesine sebep
olur. Bence ideali tek eþlilik. Fakat onu Türkiye'de bulmak çok zor.
Daha çok erkekler çok eþli yaþadýðý için onlardan bahsedelim. Erkekler
zannediyorlar ki kendi ruhlarýndaki deliði baþka birisi
doldurabilecek. Dýþarýda baþka bir kadýnla beraber oluyor. Ondan sonra
da baþka kadýnla… Fakat bir türlü tatmin olamýyor çünkü ruhundaki
deliðin anlamý o deðil. Baþka birþey. Kadýnlarda da öyle hiç kimse bu
þekilde ruhundaki deliði dolduramaz. Kadýnlarda kendini tatmin etmek
için alýþveriþ yapar mesela. Ama bu þekilde tatmin olmak mümkün deðil.
Ancak aldýðýn ayakkabýya beþ dakika sevinebilirsin. Bir süre sonra o
da olmaz. Buna en net baðýmlýlýk diyebiliriz .Birçok baðýmlýlýk çeþidi
var... Ýþkolik olmak, seks baðýmlýlýðý, alkol baðýmlýlýðý, alýþveriþ
baðýmlýlýðý vs. Baðýmlýlýklar anne babadan yeterli sevgiyi alamazsan
oluþur. Bir Alman psikoterapisti þöyle söyler: anne çocuklara sadece
benden al diyerek babanýn dýþlanmasýna sebep olursa; bu, çocuðun
ruhunda delik olur ve baðýmlýlýklar oluþur.


B. A.: Þimdi birkaç komik soru. Erkekleri mutfaða sokmanýn bize bir
zararý var mý? Ev iþi yapan erkek araba tamir etmeyi öðrenelim diye
bize baský yapar mý?

H. B.: Tahmin etmiyorum zorlayacaklarýný. :) Ama sorun sadece
erkekleri mutfaða sokmakla çözülmez. Kadýnlarýn çoðu bunu þöyle
zannediyor: Eðer erkek mutfaða girerse bana eþ olur. Hayýr! Duygusal
paylaþým, hayatý paylaþmak önemli. Ama belki de küçükten baþlamak
gerekir. Yavaþ yavaþ… :)


B. A.: Bir soru daha. Evli erkeklerle beraber olmak özgür kadýnýn
zorunlu kaderi mi?

H. B.: Öyle gibi gözüküyor. :) Çünkü güçlü kadýnlar evlilikte yeteri
kadar baþarýlý olacaðýný zannetmiyorlar. Çünkü erkeklerin temel
yapýlarýný görüyorlar. Baktýklarý zaman içini görüyorlar. Ýçini
gördüðün zaman o kadar enteresan gelmiyor. Evlilik denen þeyin iyi
birþey olmadýðýný biliyor güçlü kadýnlar. O zaman ne yapýyor? Evli
erkeklerle birlikte oluyor. Ama bu çok büyük bir aptallýk. Çünkü sen o
adamýn evliliðine enerji yollayarak onu mutlu etmiþ oluyorsun. Seninle
seviþip güzel vakit geçiren bir adam eve gidince karýsýna çok iyi
davranýr. Suçluluk duygusu vardýr üstünde. Böyle sadece onlarýn
iliþkisine enerji vermiþ ve tazelemiþ oluyorsun. Yoksa o evlilik
yürümez, seninle yürümüþ oluyor.


B. A.: Ateþi harlamýþ oluyorsun yani....:)

H. B.: Evet aynen öyle. Seninle birlikte olan adamýn evliliði düzelir.
Hatta cinsel hayatlarý bile..:)


B. A.: Spritüel bir kadýn kendisini kýskanan sevgilisiyle nasýl baþa çýkmalý?

H. B.: Oooyeeee... :) Büyük birþey... Onu da spritüelliðe yönlendirsin!


B. A.: Ýþte o da tam maviyi yeþil yapmaya çalýþmak olmuyor mu?

H. B.: Zorla deðil tabi ki. Bence akýllýysanýz okudugunuz kitaplarý
saðda solda býrakýn. Yataðýn kenarýnda býrakýn. O bir gün caný
sýkýldýðýnda þöyle bir bakar; ne yazýyormuþ burada? Ne kadar da
saçmaymýþ diye… Ondan sonra yavaþ yavaþ ilgisini çekebilir. Zorla
yapmayýn. Hiçbir zaman direkt olarak spiritüelliðe yönlendirmeye
çalýþmayýn onlarý. Ama kýskanan insanlarýn zaten kendi özgüvenleri
eksiktir. Onun da kendine özgü bir travmasý vardýr.


B. A.: Bu soruyu istemezsen cevaplamayabilirsin tabi... Kalp çakrasý
sonuna kadar açýk bir kadýn nasýl tek eþli olabilir?... :)

H. B.: Hahahahaha... Bence cinsellik çakrasý açýlsýn kalp çakrasý
yetmiyor... Kalp sevgiyle çalýþýr.. Tek eþliliði belirleyen kalp
çakrasý deðil cinsel çakradýr. Aslýnda hiç kimse tek eþli olmak
zorunda deðil. Ýstediðini yapabilirsin baþkalarýna zarar vermeden.
Önce kendine zarar vermeden. Bu soruyu önce kendine sor ben bunu
hazmedebilir miyim diye. Herkesin hazým kapasitesi baþkadýr. Ama
hazmedemiyorsan arkasýndan aþýk olup aðlayacaksan, duygusal olarak
oraya buraya takýlacaksan o zaman yapma. Kendine zarar veriyorsan
yapma. Yapabilen yapsýn ama ilk önce kendi ruhuna zarar vermeden
ikincisi karþýndakinin ruhuna zarar vermeden.


B. A.: Nedir bu kutupluluk yasasý? Okudun mu bilmiyorum ama þöyle
tarif edeyim. Kadýn ve erkeðin enerji alanlarýnda birbirini iten ve
yanyana olabilmek için çaba göstermeleri gerekli olan bir kutupluluk
durumuydu anlatmak istediðim. Yani belki de birbirimizi sevmeyi
öðretmek için ama birbirine pek benzemeyen iki varlýðýn sevgisi.
Birbirini anlamak zorunda olan.

H. B.: Bir defa kadýnlar daha spritüel. Çünkü biz doðuruyoruz, biz
içimize alýyoruz. Taþ devrinden beri bu böyle erkekler dýþarýda
avlanýr, kadýnlar içeride birþeyler yapar. Þimdi biz de dýþarý çýktýk
avlanmaya. Fakat zorluk çekiyoruz. :) Biz doðurgan insanlarýz, biz
spritüeliz. Biz Tanrý'ya daha yakýnýz. Çünkü kendimizi açýyoruz,
görüyoruz. Ama erkekler genlerinde yok öyle bir þey. Onlarda savaþmak,
yýrtmak, parçalamak, almak, kazanmak, baþarýlý olmak, kupa kazanmak
var. Ama kadýnlarda daha baþka þeyler var. Bence kadýn olmak daha
güzel. Fakat biz bilmiyoruz kadýn nasýl olunur.


B. A.: Evet, belki ben de 30 yaþýmdan sonra böyle hissetmeye baþladým.
Çünkü çocukluðum boyunca erkek olamamýþ olduðum için kýzgýndým. Þimdi
yavaþ yavaþ kadýn olmayý seçmiþ olmanýn güzel olduðunu düþünmeye
baþladým.

H. B.: Evet, kadýn olmak güzel birþey. Karnýnda çocuðu hissetmek,
spritüelliðe açýk olmak, Tanrý'ya yakýn olmak, mistik þeylere açýk
olmak. Çünkü birçoðumuz artýk gözle görülmeyen çok þeyin olduðunun
farkýna vardýk.Tabi daha bunu erkekler yeteri kadar fark etmedi, ama
dediðim gibi kadýnlar deðiþtikçe erkekler de deðiþecekler. Bir de
önemli birþey var bütün bunlara raðmen hala çocuðuz bu politikaya da
böyle yansýyor. Bas bas baðýrýyoruz ÝMF bize para versin diye.
Birileri bizim için birþey yapsýn istiyoruz, kendi imkanlarýmýz
kullanamýyoruz. Bu çocukça birþey. Bu gene anneden gelen birþey,
çocuklarýn duygusal geliþimine izin vermiyorlar, yetiþkin biri gibi
davranmasýna izin vermiyorlar. Yetiþkin biri kendi kazancýný
saðlayabileceðini bilir. Bu toplumda herkes aðlýyor, kimse birþey
yapmak istemiyor herkes almak istiyor. Vermek istemiyor. Kim öyledir.
Çocuk öyledir. Çocuk hep almak ister, benim gücüm yok vermeye "bir
saniye ben çocuðum" der. Ve böyle kalýyor erkekler. Hepsi çocuk
kalýyor. Politikacýlarýmýz da böyle. Onlar da dýþarýdan istiyorlar.
Halbuki Türkiye'de o kadar güzel þeyler var ki kullanabileceðimiz
hiçbirini kullanmak istemiyoruz. Baþkasý versin. Ama bunun da bir
bedeli var. Ben sana verdiðim sürece seni güçsüz kýlarým, sen kendi
içindeki gücü hiçbir zaman keþfedemezsin, ben seni hergün doyursam sen
yemek bulmak için çaba harcamazsýn, para nasýl kazanýlýr ögrenmezsin.
Böyle yapýnca sana iyilik etmemiþ oluyorum ben. Aksine senin gücünü
almýþ oluyorum. Seni küçültmüþ oluyorum vererek.


B. A.: Teþekkür ederim Halise'cim. Benim sorularým bu kadar...

(Umarým elinizde hala çekirdek veya mýsýr paketi duruyordur. Eðer
bittiyse röportaj uzamýþ demektir...

 

 

     

 

Halise Baydar Kişisel Gelişim ve Danışmanlık Merkezi
www.ailesergisi.org

halisebaydar@gmail.com

(0536) 475 23 71

Copyright 2005